ANA SAYFA               EĞİTİM             KURAN+SÜNNET           SURELER                 YORUM                    PRATİK İSLAM   
54. KAMER SURESİ

Sure No: 54
Ayet Sayısı: 55
Sayfa: 527-530
Cüz :57
Nuzül Zamanı: Mekke

Kamer Suresi Hakkında Genel Bilgi

Necm Suresi'nin devamı niteliğinde olan bu sure adını 1. ayetten almaktadır.Üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "kıyamet var, kainat ebedi değil" ikinci bölümde, "Kur'an var, kurtuluş kolay, düşünüp öğüt alın yeter", üçüncü bölümde "sonuç ortada, ya cehennem ya da cennet, bunun için özel bir hazırlığa gerek yok" bölümleri işlenmektedir.

Konusu: Kainat Ebedi değil geçicidir. Bir zamanlar sizin gibi uyaranlar ve uyarılanlar (Nuh, Ad, Semud, Lut/Sodom ve Gomore, Firavunlar ve kavimleri) burada yaşayıp gittiler. Onlara nasıl uyarıcılar ve kitaplar geldiyse size de uyarıcı ve kitap gelmiştir. Gerçek kurtuluş Kur'an'dadır. Geçmişi, şu anı ve geleceği düşünün.

ANA TEMASI: "Bu Kur'an sizin için kolaylaştırıldı. Düşünen yok mu." Ayeti/cümlesi 4 kez, 17, 22, 32 ve 40. ayetlerde ifade edilmekte, Kur'an'ın kolaylaştırıldığı vurgulanmakta ve adeta, Nuh'un Gemisi gibi, Salih'in Devesi gibi sizin de Kur'anınız var. Onun uyarıcı ve Allah'ın bir lütfu olduğuna dikkat çekilerek" belirlenen saat (ölüm veya kıyamet) gelmeden önce Ona sarılın, hem dünyada hem de Ahirette kurtulun" mesajı verilmektedir.Ayrıntılı bilgiler alt kısımda

İslam ve Din Kültürü adına aradıklarınızın bir çoğu

www.pratikislam.com
Sitede yayımlanan yazıların tüm içeriği ve sorumluluğu yazarına aittir.
Kur'anda yer alan sureleri tanıyoruz

Bu sayfalarımızda Kur'anı Kerim'de yer alan sureleri tanımaya çalışıyoruz.  Selam Hidayete tabi olanlara olsun.
ÖNCEKİ SUREYLE BAĞLANTISI
53. sure Necm Suresi son bölüm ayetleri, 38-44. ayetler "İnsan için kendi çalışmasından başkası yoktur. Hiç kimse başkasının günah yükünü yüklenemez, Muhakkak insan çalışmasının karşılığını ilerde görecektir. Sonra ona mükafatı tam bir ecir olarak ödenecektir. Şüphesiz en son dönüş Rabbinedir. Gerçekten güldüren de O'dur, Ağlatan da O'dur." diye devam ederken, son ayetlerinde;
55- Artık Rabbinizin hangi nimetine karşı şüphe edersiniz.
56- Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
57- Yaklaşan Yaklaştı.
58- Onu Allah'tan başka kaldıracak yoktur.
59- Şimdi siz bu kelama mı şaşıyorsunuz?
60- Ve gülüyor ağlamıyorsunuz.
61- Siz gafleti benimsediniz.
62- Artık Allah'a secde edin ve Ona kulluk edin.
şeklinde bir uyarıyla devam ediyor.

GİRİŞ BÖLÜMÜ
53 Necm 55. ayette verilen nimetlere dikkat çekilerek, Kur'an'ın da bir nimet olduğuna gönderme yapılıyor. 57. ayette   "yaklaşan yaklaştı" ifadesiyle dikkat kıyamete çekiliyor, o gün hatırlatılıyor, devamı niteliğinde olan Kamer Suresinin ilk ayetlerinde de aynı Kıyamet Teması işleniyor, Necm Suresinde sanki  o gün haber verilirken, Kamer Suresi'nin giriş bölümünde adeta insan o güne götürülüyor.
1-Kıyamet saati yaklaştı ve ay ikiye yarıldı.(1)
2-Eğer onlar bir mucize görürlerse yüz çevirirler ve "bu sürüp gelen bir sihirdir" derler.
3-Yalanladılar ve hevalarına uydular ve her işin bir mekanı var.(2)
4-Yemin olsun onlara inkardan alıkoyacak haberler gelmiştir.
5-Hikmetli sözler sonuca ulaşmıştır fakat uyarılar artık fayda vermiyor.
6-O halde onlardan yüz çevir, O gün çağırıcı tanınmayan bir şeye çağıracaktır.
7-Onların gözleri korkudan fırlamış bir şekilde, kabirlerinden etrafa dağılmış çekirge sürüleri gibi çıkarılırlar.
8-Çağırana koşarlar ve Kafirler (Kitap, peygamber yokmuş gibi hayat yaşayanlar, kitabı peygamberi hiçe sayanlar)"Bugün çok zorlu bir gün" derler.

Bu bölümde insanoğlunun yaşayacağı en büyük güne dikkat çekiliyor. Adeta artık dananın kuyruğu koptu, işte kabirlerden çekirge sürüsü gibi dağılan insanları görüyorsunuz diyerek dikkatler, ruhlar uyarıldıktan sonra; birden bire geleceğin o dehşetli anından, bir zamanlar aynı mekanda yaşayan, Nuh as. zamanına, geçmişin derinliklerine yolculuk yapıyoruz.

GELİŞME BÖLÜMÜ
Sure'nin bu bölümünde karşımızda Hak davalarıyla Nuh as ve onunla birlik olanlar, Hud as., ve onların uyarılarına fayda vermeyen o günkü çağın insanlığı duruyor.  Rabbimiz cc. bize onların akıbetini haber veriyor.
9-Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Onu hem yalanladılar, hem de deli diyerek engellediler.
10-Nihayet o da Rabbine dua etti: "Gerçekten ben mağlubum, Bana yardım et"
11-Biz de bunun üzerine hemen sağanak halinde yağmur için gök kapılarını açıverdik.
12-Yerden de gözeler (kaynaklar) fışkırttık. Derken sular da takdir edilmiş, bir iş için birbirine karıştılar.
13-Onu tahtadan perçinlenerek yapılmış gemide taşıdık.
14-İnkar edilene karşılık olarak bizim nezaretimizde akıp giderdi.
15-Biz onu ibret olarak bıraktık ama düşünen mi var?
16-Bak, Benim uyarılarım ve azabım nasıl oldu?
17-Andolsun, biz Kur'anı düşünüp hatırlasınlar(3)  diye kolaylaştırdık(4) . Ama düşünen mi var?(Kuran anlaşılır bir kitaptır: ayetler için tıklayın)

İşte uyaran bir peygamber ve onu engelleyip uyarıları dikkate almayan, Peygamberi hayatın dışına iten, ölüm kıyamet yokmuş hayat yaşayan bir kavim, helak olup gittiler.
"Düşünün bakalım, bir tarafta bu ibretlik olay ve bir tarafta siz, size de uyarıcılar geldi, işte Kur'an elinizin altında, kolaylaştırılmış ama hani düşünüp öğüt alanlar nerde" sorusuyla bir uyarı ve hatırlatmayla karşılaşmaktayız.
Süreç devam ediyor… Zaman değişiyor, Zaman ilerliyor, sure bütünü içerisinde kıyamet yaklaşmaya devam ediyor…
18-Ad kavmi de yalanladı. Bak benim uyarılarım ve azabım nasıl?
19-Uğursuzluğu daim bir günde geri dönüşü olmayacak bir şekilde biz onların üzerine uğultulu bir rüzgar gönderdik.
20-İnsanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp atıyordu.
21-Bak benim uyarılarım ve azabım nasıl oldu?
22-Andolsun, biz Kur'anı düşünsünler ve hatırlasınlar diye kolaylaştırdık. Ama düşünen mi var?

Kıyamet yaklaşmaya devam ederken, Nuh kavminin tarih sahnesinden gidişini ve Ad kavminin yaşamlarını izliyoruz. Onlar da dünyaya aldanıyorlar. Onlara da uyarılar geliyor… Hud as. sahnede ve onlar da yalanlıyorlar, yağmur yerine rüzgarla helak oluyorlar bu sefer de. Ama sonuç yine aynı. Uyarıları dikkate almamak, yalan saymak, yok saymak…
Sizin ne farkınız var denilmekte sanki. İşte Kur'an sizi aynı şekilde uyarıyor. Kolaylaştırdık biz onu. Düşünüp anlayın, hayatınıza çıkarımlar yapın, fikir üretin diye size kolaylaştırdık. Ama düşünen hani… Hatırlatmalar ve uyarılar devam ediyor.

Rabbimiz cc. surenin başında; "Her işin mekanı var" gerçeğini hatırlatmıştı, İşte bu sefer tarih sahnesinden Ad kavmi de silinip gitti. Ve mekanı bu sefer Salih as. ve kavmi işgal etmeye başladı. Kıyamet yaklaşmaya devam ediyor.
23-Semud kavmi de  uyarıları yalanladı. (Hatırlatmaları yok saydı)
24-"Bizim gibi ölümlü birine mi tabi olacakmışız. Gerçekten biz o zaman biz sapıtmış ve delirmiş oluruz." dediler.
25-"Kitap, aramızdan ona mı verildi? Oysa o yalancı şımarık biridir" dediler.
26-Yarın kimin yalancı ve şımarık olduğunu bilecekler.
27-Şimdi biz onlara fitne olarak (gerçekleri ortaya çıkaran olarak, gerçek amacı belli eden olarak deveyi gönderiyoruz. Şimdi onları izle ve sonunu bekle, sabret.
28-Ve onlara haber ver ki su aralarında sırayladır. İçme sırasında hepsi hazır bulunmuş olsunlar.
29-Nihayet onlar arkadaşlarını çağırdılar de ardından o da cesaret ederek deveyi boğazladı.
30-Bak benim uyarılarım ve azabım nasıl oldu?
31-Biz onların üzerine bir sayha  gönderdik de kuru ot ve ağıl çırpıları gibi oluverdiler(5).
32-Andolsun, biz Kur'anı düşünsünler ve hatırlasınlar diye kolaylaştırdık.  Ama düşünen mi var?

Bu bölümde de insan olma açısından bizimle aynı mekanı paylaşan, bizim gibi yaşam süren Semud kavmini izliyoruz. Mantıklar aslında hepsinin aynı, mazeretler farklı farklı olsa da mantık aynı. Uyarıları dikkate almamak. Nuh kavmi gereksiz görüyor, Ad kavmi kendisini güçlü kabul ediyor, Semud kavmi ise beşer bir peygamberi olmasının mümkün olmadığını, ya da bunu kabul etmeyeceklerini söylüyorlardı.
Neticede onlar da uyarılara fayda vermedi ve Rabbimiz cc. bizlere bir kez daha üçüncü kez aynı vurguyu yaparak hatırlattı. Biz Kur'anı kolaylaştırdık, var mı düşünen, düşünüp fikir üretin, hayata dair çıkarımlar yapanlar nerde?
Tarih akıyor, zaman değişiyor, zamanı, karar kılınan vakti geldikçe Tarih sahnesindeki aktörler değişiyor. Lut kavmini izliyoruz

33-Lut kavmide uyarıları yalanladı.
34-Biz de onların üzerine taş yağdıran rüzgar gönderdik, yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.
35-Tarafımızdan  bir nimet olarak, işte biz Şükredenleri böyle ödüllendiririz.
36-Andolsun ki, biz onları yakalayacağımızla uyarmıştık, fakat uyarıları şüphe ve cidal ile karşıladılar.
37-Andolsun ki, Lut'un misafirlerine tecavüz etmek istediler, bizde onların gözlerini silme kör ettik ve "artık tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı(tehditlerimi)" dedik.
38-Andolsun ki sabah vakti onların da işini bitiren azap yakaladı.
39-Şimdi de tadın bakalım azabımı ve uyarılarımı.
40-Andolsun, biz Kur'anı düşünsünler ve hatırlasınlar diye kolaylaştırdık.  Ama düşünen mi var?

Cinsel sapkınlığıyla ön plana çıkmış bir toplum Lut kavmi ve onlar da tarih sahnesinden böylece silindiler, onlarında belirlenen saati geldi ve gittiler. Kıyamet yaklaşmaya devam ediyor. Tarih sahnesinden toplumlar bir bir yok olup gidiyor, Kur'an gözlerimizin önüne seriyor. Daha güçlü toplumlar, kökleri daha sağlam toplumlar tarih sahnesine çıkıyor.

41-Andolsun Firavun ve ahalisine de uyarıcılar geldi.
42-Onlar bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları aziz ve muktedire yakışan şekilde alıverdik.
43-Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı, yoksa sizin için kitapta bir beraat mi var?
44-Yoksa onlar "Biz Allah'tan yardım görecek cemaatiz/topluluğuz" mu diyorlar!
45-Yakında o cemaat/topluluk, hezimete uğrayacak, arkalarını dönüp kaçacaklar.
46-Doğrusu onlara vaad edilen daha şiddetli ve acı olan kıyamet saatidir.
47-Şüphesiz mücrimler/günahkarlar(6)  sapıklığın ve kızgın ateşin içindedirler.
48-O gün onlar yüz üstü ateşe sürüklenecekler, "tadın bakalım cehennemin dokunmasını"Surenin gelişme bölümü burada müthiş bir ifade ile yerini sonuca bırakıyor. Soru direkt olarak ayetlerin muhatabına, okuyan dinleyen ve Kur'anı düşünenlere geliyor.

Sizin zamanınızda, şuan uyarıları dikkate almayan, Kitabı Peygamberi yalanlayanlar, yok sayanlar Nuh'un, Hud'un, Salih'in, Lut'un ve Firavunların topluluklarından daha mı iyiler yani. Aslında şöyle denilmek isteniyor. Onların peygamberlerine karşı tavırları bugünkünden farklı değildi. Bu durumda siz de Nuh gibi, Hud gibi, Salih gibi, Lut gibi olmalısınız. Eğer onlar gibi olmuyorsanız, uyaran konumunda bulunmuyorsanız o zaman ilahi kitapta bir beraat mi aldınız, yoksa bu anlayışa sahip bir topluluk iseniz özel bir imtiyaz mı aldınız, bu konuda kitapta yazılı özel bir izin mi var, özel bir yetkiniz mi var?
Yok böyle diyenleri gördük işte… Düşünmeniz ve ibret almanız için karşınızda duruyor. Size de kıyametten bahsediliyor, kıyametin yaklaştığı haber veriliyor, onlara da aynı şey vaat edilmişti. Düşünmeniz için Kur'an elinizde…

SONUÇ BÖLÜMÜ

Aslında 47. ayetten itibaren sonuç bölümüyle, sonuç ile karşı karşıya bırakılıyoruz. Gelişme bölümünden esas verilmek istenilen mesaja şeffaf bir geçiş yapılıyor.
Her şeyin bir kaderi olduğu hatırlatılıyor. Her şeyde bir düzen olduğu hatırlatılıyor. Sizin de bir düzeniniz ve ölçünüz var, takdir edilmiş bir zamanınız var denilmek isteniyor. İşte Tarih sahnesinden toplumlar gelip geçiyor. Ve artık bizim de karar kılınan mekanımız değişiyor.
Fakat bize yaşadığımız ve elimizde fırsat bulunduğu hissettiriliyor, o yüzden biz izleyen konusunda ateşe sürüklenen yüzleri izliyoruz.
"Bizim emrimiz bir andır, göz kırpması gibidir" ifadesiyle, sakın fırsatı kaçırma her an saat gelebilir, iyi düşünün, mesajı verilerek,  içinde bulunduğumuz gerçek ile karşı karşıya getiriliyoruz.
49-Gerçekten biz bütün her şeyi bir kader/takdir/ölçü ile yarattık.(7)
50-Bizim emrimiz bir andır, biz göz kırpması gibidir.
51-Yemin olsun biz sizin benzerlerinizi helak ettik, ama var mı düşünen.
52-Onların bütün faaliyetleri kitaptadır.
53- Küçük büyük hepsi satırlara yazılıdır.
54-Muhakkak muttakiler cennette ve nehir başlarındadır.
55-Doğruluğu kesin olan, kesinlikle doğrulanmış Muktedir bir Melik'in yanındadırlar.

Sonuçta kitapta yazılan iki gerçekle karşı karşıya geldik. Küçük büyük her şeyi yazan, lokman Suresinde belirtildiği üzere yerin derinliklerinde, göklerin yedi katmanında gizlenen bile olsa ortaya çıkacak olan, küçük büyük her şey yazılmaktadır.
Ey bu ayetlerin muhatabı, senin de her şeyin yazılmaktadır.
Bir de kitapta muttakilerin cennette ve nehirlerle iç içe bir ortamda Muktedir bir Melikin huzurunda olacakları da yazılıdır. O zaman düşün de bunlardan bir ibret al. Fırsatı kaçırma, yoksa belirlenen o saat, konulan ölçü göz açıp kapamış gibi geliverecektir.
Hatırlarsak 42. ayette "Muktedir ve Aziz bir Melik'e yaraşır bir şekilde firavun hanedanını yakaladık"   buyrulmuştu. Sure son ayetine Rabbi Zülcelal'in iki ismiyle son buluyor.
Bir de bundan şöyle anlıyoruz. Bugün bütün işleri idare eden (Rad suresi

SONRAKİ SUREYLE BAĞLANTISI
Rabbimiz cc. yine müthiş bir bağlantı ile Rahman Suresiyle bizi baş başa bırakıyor.
Hatırlarsanız girişte 53. Sure Necm Suresi'nin 55. ayetinde "artık rabbinizin hangi nimetine karşı şüphe içindesiniz" buyurulmuştu.
Muktedir olan Melik, Rahman olan Rabbimiz en büyük nimet olarak Kur'an'ı öğrettiğini bize haber veriyor. En büyük nimet Kur'an çünkü, onun yeryüzüne indiği gece dünya zamanıyla bir ömürden daha hayırlı, bin aydan daha hayırlı bir gece olarak karşımıza çıkıyor. Rabbimiz Kamer Suresi'nin 15, 22, 32 ve 40. ayetlerde haber verdiği gibi buradada kolaylaştırdığı Kur'an'ı öğrettiğini haber veriyor.
Kur'an ile bedenen yarattığı insanı, yeniden bütün nitelik ve vasıflarıyla inşa etmeye devam ediyor.
Rahman Suresinde yalanlanamayacak bir nimeti ilk önce örnek veriyor. Kur'an ve onun öğretilmesi. Kolay olanın öğretilmesi.
Vesselamu ala, men ittebe'al-huda: Hidayete tabi olanlara selam olsun.
                                                               Mustafa SAKA


Dipnotlar için yazının en altındaki dipnotlar bölümünü okuyun.
Bir kusur, yanlış anlam ile anlamı tamamen bozan bir cümle varsa lütfen bildirin…
cekirdek77@gmail.com   saka@pratikislam.com
DİPNOTLAR