ANA SAYFA               EĞİTİM             KURAN+SÜNNET           SURELER                 YORUM                    PRATİK İSLAM   
İslam ve Din Kültürü adına aradıklarınızın bir çoğu

www.pratikislam.com
       Furkan Suresi 61-62. ayetler Kevni ayetlerdir.

       Bu ayetleri anlayabilmek için şu ayetleri de dikkate almamız gerekmektedir.
       7- Araf: 54 - Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş'a10 kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah'tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir.
       10-Yunus. 5 - O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
       10-Yunus 6 Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır
       Mülk 5. ayette de  bilgiler vardır.

       Mülk Suresi 5 - Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

       Furkan "62 - O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir."şükretmek isteyenler sözünde bir ibret ve hikmet vardır.
       Hem günlerin hesabı var, ayrıca da Enam Suresi 60. ayette  "O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O'nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir." geceleyin sizi öldüren (uyutan) ve gündüzün de ne işlediğinizi bilen, sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) Allah'tır…
       Allah cc. Burada ayanlışlıkları ve delalet içindeki durumları karanlık geceye gömüyor ve insana gündüz için yeni bir fırsat tanıyar. Yani her gün yeni bir diriliş fırsatı vermiş oluyor.

       Furkan 63- 75. ayete kadar sorumluluklarının bilincinde olanların yapması gerekenler anlatılıyor. Sınırlar belirtiliyor, uyanlar altlarından ırmaklar akan cennet bahçeleriyle, sabırlı davranmayan ve sınırları aşanlar ise cehennem ile korkutuluyor.

       "63. Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise "Selam!" deyip geçerler.
       64. Onlar, gecelerini Rab'lerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler.
       65. Onlar: -Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzaklaştır, çünkü onun azabı süreklidir, derler.
       66. Orası ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir.
       67.Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. İkisi arasında doğru olanı yaparlar.
       68. Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır cezaya uğrar.
       69. Kıyamet günü, onun azabı kat kat ve zillet içinde hep orada kalırlar.
       70. Ancak tevbe edip, iman eden ve doğruları yapanlar, Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.
       71. Kim tevbe eder ve doğruları yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
       72. Onlar, yalancı şahitlik etmezler. Boş ve kötü bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakarla geçip giderler.
       73. Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
       74. Onlar:
       -Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan gözlerimizi aydın kılacak (iyi çocuklar) bağışla! Bizi takva sahiplerine öncü yap! derler.
       75. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennet köşkleri ile ödüllendirilecekler ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklardır."
Ayrıca, mü'minlerin ahlakı da anlatılmakta.

Daha teferruatlı olarak Lokman Suresi 13-19. ayetler:
       13. Lokman, oğluna öğüt vererek demişki ki:
       -Yavrucuğum, Allah'a şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.
       14. İnsana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu sıkıntıdan sıkıntıya düşerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yılı buldu. Şükret        bana ve anne ve babana. Bana'dır dönüş!
       15. Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dünyada hoşca geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
       16. (Lokman:)
       -Yavrucuğum, bir hardal tanesi ağırlığınca bir şey yapsan, büyük bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin dibinde bile olsa, Allah onu ortaya çıkarır. Allah'ın lütfu boldur, herşeyden haberdardır.
       17. Yavrucuğum, namazını kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle, başına gelene sabırlı ol. Çünkü bunlar, yapılması gereken işlerdir.
       18. Halktan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüme! Çünkü Allah, övünen ve büyükleneni sevmez.
       19. Yürüyüşünde tabii ol.. Sesini kıs, çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.

ve İsra Suresi 22-39 arası ayetlerle tam uyum içindedir.
       22. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve terkedilmiş olursun.
       23. Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara "öf" bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.
       24. Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et: "Rabbim, onların küçükken bana merhametle muamele ettikleri gibi şimdi de sen onlara merhamet et."
       25. İçinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz O, kendisine sığınanları bağışlar.
       26-27. Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
       28. Eğer Rabbinden ümit ettiğin rahmeti kazanmak için onlardan uzaklaşırsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.
       29. Elini boynuna asıp bağlama, büsbütün de açıp, tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
       30. Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. Şüphesiz o, kullarından haberdardır, onları görmektedir.
       31. Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları öldürmek büyük günahtır.
       32. Zinaya asla yaklaşmayın; Çünkü o, çirkin bir iştir, kötü bir yoldur.
       33. Allah'ın haram kıldığı bir cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Kim, haksız yere öldürülürse, onun velisine bir yetki verdik. Fakat, o da öldürme konusunda aşırıya gitmesin. Çünkü ona yardım edilmiştir.
       34. Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel tarzda olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Sözleşmeye de bağlı kalın. Çünkü söz vermek sorumluluktur.
       35. Bir şeyi tarttığınız zaman, tam tartın. Doğru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuç itibariyle de en iyisidir.
       36. Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
       37. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.
       38. Bunların hepsi de Rabbinin katında beğenilmeyen kötü şeylerdir.
       39. İşte bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.


       Furkan 68. ayette önemli bir vurgu vardır. "Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar." Allah'ı bırakıp da veya Allah'ın dışında ilah edinirler denmiyor da,  "Allah ile birlikte" deniyor. Bunun sebebi Şirk'in anlamından kaynaklanıyor. Şirk şirket kelimesi gibi ortaklık anlamındadır. Ortaklık en az iki kişiyle kurulur. Şirk durumunda 1. ortak Allah cc. 2. ortak ise Allah'a yakın sayılan, Nuh as. zamanında olduğu gibi 71. sure Nuh suresi 23. ayette dikkat çekilen Azizler; "Nuh 23 - "Şöyle dediler: 'Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süvâ'ı, Yeğus'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın." (Vedd, Süvâ', Yeğûs, Ye'ûk ve Nesr, Nûh Peygamber'in kavminin taptığı putların adlarıdır.), Ehli kitapta Yahudiler zamanında Üzeyr as 9 Tevbe 30'da "Üzeyr Allah'ın oğlu dediler" Hıristiyanlar 5. Sure Maide Suresi 17, 72 ve 73. ayetlerde belirtildiği ve bilindiği üzere İsa as. için Allah'ın oğlu dediler. Muhammed as. zamanında Mekke Müşrikleri Melekleri Allah'ın kızları saydılar. Günümüzde de bir çokları Allah'ın dostu, Evliyası, Sahabeler veya peygamberleri, özel günler veya geceleri, baskılar kurarak Allah'a şirk koştular.
"Bizler Allah'ın yanında günahkar insanlarız. Yüzümüz yok. O yüzden de Allah dostları, Evliyalar, kandil geceleri, yüzü suyu hürmetine anlayışları ki bunların hepsi Şirk olur. Allah'a dualarında ortak tutmuş, baskı yapmış olurlar. 17 İsra Suresi 111 - "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt." ayeti kerimesinde  görüldüğü gibi Allah'ın acizlikten ötürü dosta ihtiyacı yoktur ve yüceler yücesidir buyurmaktadır. Bu baskı Allah'a iftira olur. Ayrıca "İyyake Na'budu ve İyyake Nesteıyn" diyoruz her namazımızda ve duamızda. Bu yalnız Allah'tan isteme, yalnız Allah'a kul olma anlamında değil midir. Yani direk Allah'a bağlanma sözüdır. Çünkü Allah cc. Bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğunu bildirir. Bir damardaki ince de olsa bir şey koyduğumuz zaman dolaşımı durur ve insan ölür. Allah ile insan duasında peygamber bile olsa, araya bir şey konulduğu zaman Tevhid esaslı din biter. O yüzden Allah Rasulü "Dua ibadetin özüdür" buyurmuştur.

       Furkan Suresi 70. ve 71. ayetlerde Tevbe Anlatılır
       Tevbe Türkçede dönüş yapmak demektir. Halbuki Arapça'da Tevbe, dönüş yapıp istiğfar dilemektir. Yani yanlışlıktan vazgeçip bağışlanma dilemektir. Burada Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü görmek lazım. Kim kesin dönüş ile tevbe eder, bağışlanma diler, Allah'a Allah'ın dediği gibi iman eder ve ameli salihatta çevirir ve böylece giderse Allah onun bütün kötülüklerini affedip ayrıca sevaplara yazacağını müjdelemektedir.
       O yüzden her yeni gün insan için yeni umut olduğundan yeni günü dirilmeye benzetir Allah Enam suresi 60. ayette.

       Furkan 75. ayette Sabır olayı anlatılır.

       Sabır Türkçe'de dayanmak, mütevazilik, haline şükretmek vs. anlamlara gelir. Halbuki Arapça'da bu kavram üstüne üstüne gitmek, direnmek, amaca ulaşmak için bütün gücünle gayret göstermek, hedefte sebat etmek, yani mevziyi değiştirmemek anlamına gelir. Mevziyi değiştiren mevzusunu değiştirir. Sabır Hedefte gevşememektir. Çünkü Müslümana verilen emir 1 numara olmak, en önde yarışmaktır. Bu da sabırla olur. Böylece "tabiî ki altlarından ırmaklar akan cennetlere  yanaşın" buyurur Rabbimiz Allah cc.
Furkan 77. ayette Dua kelimesi geçiyor. Dua davet anlamına geliyor. Çağırmak anlamındadır. Mesela bir toplantıya, düğüne yemeğe davet etmek gibi.
Bir anlamı 68. ayette olduğu gibi Allah'tan başkasını duaya çağırmama olayıdır.
Diğer anlamı dua=dava anlamındadır. Hedef ve istikamet gibi.
Yani "Rabbim size ne diye değer versin, davanız (duanız=Yüklendiğiniz sorumluluk) olmasa" demektir.

       Sonuç olarak 35. Sure Fatır 10. ayette;  "Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak ona yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.1 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar."  ifadesinde görüldüğü gibi "Kim izzet ve şeref istiyorsa bilsin ki izzet ve şerefin hepsi Allahındır. Allah'a ancak güzel (şuurlu ve anlamlı) sözler yükselir. Onları da Salih amel ulaştrır….)
"Vesselamu ala men ittebea'l-Huda"
Hidayete tabi olanlara selam olsun.


       FURKAN SURESİ 62-77. AYETLERİN AÇIKLAMASI
                                               Hazırlayan: Ahmet ÇETİN
       Sabır Türkçe'de dayanmak, mütevazilik, haline şükretmek vs. anlamlara gelir. Halbuki Arapça'da bu kavram üstüne üstüne gitmek, direnmek, amaca ulaşmak için bütün gücünle gayret göstermek, hedefte sebat etmek, yani mevziyi değiştirmemek anlamına gelir. Mevziyi değiştiren mevzusunu değiştirir. Sabır Hedefte gevşememektir. Çünkü Müslümana verilen emir 1 numara olmak, en önde yarışmaktır. Bu da sabırla olur. detaylar altta
word indirmek için tıklayın
Sure Ana sayfasına git
                       
Sure Ana sayfasına git
                       
Sitede yayımlanan yazıların tüm içeriği ve sorumluluğu yazarına aittir.
Kur'anda yer alan sureleri tanıyoruz

Bu sayfalarımızda Kur'anı Kerim'de yer alan sureleri tanımaya çalışıyoruz.  Selam Hidayete tabi olanlara olsun.